Kullanım Şartları

milliemlak.org sayfalarında yer alan her türlü bilgi, rapor, araştırma/inceleme sonuçları, görüş, öneri ve yorumlar güvenilirliğine inanılan/güvenirliliği kabul edilen kaynaklardan temin edilen bilgiler dikkate alınarak genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Sayfalarda yer alan bilgiler ve doğrulukları MEKDER Yönetimi ya da üyeleri tarafından garanti edilmemekte olup bunlardaki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zarardan ve her ne şekilde olursa olsun uğranabilecek zarardan dolayı MEKDER Yönetimi ve üyeleri sorumlu tutulamaz.

Kapat
Soru Gönder      
Soru Başlığı:
İçerik:
Üye Girişi          Henüz üye değilseniz kayıt olun.
Kullanıcı Adınız:
Şifreniz:
Email Adresiniz:
KAYIT OL          Üye iseniz giriş yapabilirsiniz.
Kullanıcı Adınız:
Şifreniz:
Şifreniz Tekrar:
E-Posta Adresiniz:
Adınız ve Soyadınız:
Doğum Tarihiniz: (örn:21.12.1952)
Mesleğiniz:

Makaleler

  • No: 18
  • Yazar: Tercan Gülmüş
  • Makale: 3561 SAYILI KANUNDAKİ EN SON DEĞİŞİKLİKLER VE TÜRK MEDENİ KANUNUNUN 427/1. MADDESİ KAPSAMINDA YÖNETİM KAYYIMLIĞI VESAYET DÜZENİ
  • Tarih: 10.07.2009
  • Yayınlandığı Dergi: Lebin Yalkın Mevzuat Dergisi, Ocak-2009, Sayı:61
  • İçerik:

    3561 SAYILI KANUNDAKİ EN SON DEĞİŞİKLİKLER VE TÜRK MEDENİ KANUNUNUN 427/1. MADDESİ KAPSAMINDA YÖNETİM KAYYIMLIĞI VESAYET DÜZENİ

    Tercan Gülmüş-Milli Emlak Kontrolörü

    (Lebin YalkınMevzuat Dergisi, Ocak-2009, Sayı:61)

    Vesayet; küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurumdur[1].

    Türk Medeni Kanununa (TMK) göre vesayet organları şunlardır:

    1. Vesayet Daireleri

    2. Vasi

    3. Kayyım

    Kamu vesayeti; vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ve denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesinden oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülmektedir.

    Vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olan kişiye vasi denilmektedir. Kayyım ise, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanmakta ve Türk Medeni Kanununun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım için de uygulanmaktadır.

    Bu çalışmanın konusu, "uzun süredir bulunamayan ve oturduğu yer de bilinemeyen" kişilere ait malların yönetimidir. Bu nitelikteki mallar üzerinde Devletin/Maliye Hazinesinin hak ve menfaati olabileceğinden, bunlar hakkında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunundaki yasal düzenlemelerle yetinilmemiş, ayrıca 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunla düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Zira;

    1. Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payının on yıl resmen yönetilmesi ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı sürenin geçmesi halinde, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine karar verilmekte, gaiplik kararı verilebilmesi için gerekli ilan süresinde hiçbir hak sahibi ortaya çıkmazsa gaibin (TMK/md. 588),

    2. Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin (TMK/md. 501),

    mirası Devlete intikal etmektedir. Devlete intikali gereken taşınır ve taşınmaz mallar ile hakların Hazineye mal edilmesi işlemleri ise Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından sonuçlandırılmaktadır.

    Yukarıda belirtilen kapsam ve sınırlar içerisinde işlem yapanlar ile konuyla ilgili diğer kişilere, yararlanabilecekleri bir kaynak olması bakımından bu çalışmada, 3561 sayılı Kanundaki en son değişiklikler de dikkate alınarak yönetim kayyımlığıyla ilgili tüm aşamaların açıklanması amaçlanmaktadır.

    Mal memurlarının kayyımlıkla ilgili görev ve yetkileri, ödenecek ücretler, kayyımlık mallarının yönetimi ve diğer hususlara ilişkin esas ve usullerin açıklanacağı yönetmelik, Maliye Bakanlığınca hazırlanmakta olup sonuçlandığında Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacaktır.

    A- KİŞİNİN VE MALVARLIĞININ ARAŞTIRILMASI

    Bir kişinin uzun süredir bulunamadığı ve oturduğu yerin de bilinemediği gerekçesinden hareketle, malvarlığının yönetiminin kimseye ait olmayabileceğinden, genellikle dört şekilde haberdar olunmaktadır:

    1. Mahkeme Bildirimi: Sulh hukuk mahkemesi, Türk Medeni Kanununun 427. maddesinin 1. numaralı bendine göre kayyım atamadan önce, yönetimi kimseye ait olmayan mallar üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını mahallin en büyük malmemurluğundan (illerde defterdarlık veya ilçelerde malmüdürlüğü) araştırmak zorundadır.

    2. İhbar: Yönetiminin kimseye ait olmadığı tahmin edilen mallardan özellikle arsa ve araziler için milli emlak birimlerine sözlü ya da yazılı olarak bilgi verilmesi üzerine, konuyla ilgili araştırma yapılmakta ve sonucuna göre işlemler başlatılmaktadır. Ancak kişiler arasında çekişme olmadığı sürüce arsa ve arazilerden bu yolla haberdar olunamamaktadır. Zira bu nitelikteki malları genellikle bedeli karşılığında kullandıran ya da bedelsiz olarak kullanan kişiler bulunmaktadır.

    3. Tasarruf İstemi: Yönetiminin kimseye ait olmadığı tahmin edilen mallardan, kişilerin yine arsa ve arazilerle ilgili satın alma, kiralama ya da irtifak hakkı tesisi gibi tasarruf istemleri üzerine, taşınmazın sahipleri hakkında milli emlak birimlerince araştırma yapılmaktadır. Mahkeme bildiriminden sonra, belirtilen nitelikteki taşınmazlardan en fazla bu şekilde haberdar olunduğu söylenebilir.

    4. Tapu Kayıtlarının Taranması: Sayıca yukarıdaki yollar kadar olmasa da, milli emlak birimlerince tapu kütüklerindeki kayıtların taranması sırasında, uzun süredir alım-satım gibi işlemlere konu olmadığı ya da son işlem tarihi üzerinden uzun süre geçtiği anlaşılan taşınmaz malikleri hakkında yapılan araştırma sonucunda, taşınmazların yönetiminin kimseye ait olmadığı belirlenebilmektedir. Ancak bu nitelikteki taşınmazların malikleri hakkında genellikle gaiplikle ilgili hükümlere göre işlem yapılma zorunluluğu da doğabilmektedir.

    Yukarıda açıklanan yollarla, yönetiminin kimseye ait olmadığı tahmin edilen mallar hakkında malvarlığının bulunduğu yerdeki milli emlak birimi tarafından araştırma yapılmakta, ancak bu araştırma genellikle mahkeme bildirimi ya da tasarruf istemi üzerine haberdar olunan mallarla sınırlı kalmaktadır.

    Mirasçı bırakmaksızın ölen kişilere ait malvarlığının araştırılmasına ilişkin 131 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğindeki açıklamaların, uzun süredir bulunamayan ve oturduğu yer de bilinmeyen bir kişi için de geçerli olduğu kabul edilebilir. Bu durumda, öncelikle kişinin son yerleşim yerinde kendisini tanıyanlar ile mahalle muhtarından; doğum yeri, nereden geldiği, ne işle meşgul olduğu, mirasçısı olup olmadığı gibi kişisel bilgilerinin araştırılması ve edinilecek bilgiler doğrultusunda, nüfus kaydı da dikkate alınarak doğum yeri ve ilişkili olduğu tüm yerlerdeki tapu sicil müdürlükleri, bankalar, vergi daireleri, emniyet ve trafik şubeleri ile gerektiğinde ticaret ve gemi sicili gibi birimlerden milli emlak müdürlüğü veya malmüdürlüğü aracılığıyla bilgi istenmek suretiyle malvarlığının belirlenmesi gerekmektedir.

    B- ATANMA, KAÇINMA ve İTİRAZ

    Bir kimsenin uzun süredir bulunamadığı ve oturduğu yerin de bilinemediği durumda vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan aynı kişiye ait mallar için gereken önlemleri alır ve bir yönetim kayyımı atar. Ancak malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin (vesayet makamı) yönetim kayyımı tayin etmeden önce, idaresi kimseye ait olmayan mallar üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını mahallin en büyük malmemurluğundan araştırması gerekmektedir.

    Vesayet makamı, defterdarlık veya malmüdürlüğündeki milli emlak birimince yapılacak araştırmanın sonuçlarını da dikkate alarak, yönetimi kimseye ait olmayan mallar üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunduğunu belirlerse, mahallin en büyük malmemuru olan illerde defterdarı, ilçelerde ise malmüdürünü gecikmeksizin yönetim kayyımı olarak atamakla yükümlüdür. Yönetim kayyımı atanmasına ilişkin karar, muhatabına hemen tebliğ ve vesayet makamının gerekli görmesi halinde ayrıca ilan edilir.

    TMK’nin 422. maddesinin 1. fıkrasına göre, yönetim kayyımlığına atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde yönetim kayyımlığından kaçınma hakkını kullanabilir. Ancak 3561 sayılı Kanunda ‘kaçınma hakkı’na, dolayısıyla bu hakkın kullanılması halinde kimin kayyım tayin edileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığından, yönetim kayyımı olarak atanan malmemurlarının kaçınma hakkını kullanmaları mümkün değildir.

    Bunlarla beraber ilgili olan herkes, yönetim kayyımı atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vesayet makamı, yönetim kayyımlığına itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir yönetim kayyımı atar; yerinde görmediği takdirde, bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim makamına bildirir. Yönetim kayyımlığına atanan kimse, atanmasına itiraz edilmiş olsa bile, yerine bir başkası atanıncaya kadar yönetim kayyımlığına ait görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Denetim makamı, vereceği kararı yönetim kayyımlığına atanmış olan kimseye ve vesayet makamına bildirir. Yönetim kayyımlığına atananın görevden alınması halinde vesayet makamı, hemen yeni bir yönetim kayyımı atar. Atama kararı kesinleşince vesayet makamı, yönetim kayyımının göreve başlaması için gerekli işlemleri yapar.

    Mallar üzerindeki yönetim görevi sona erinceye kadar, yönetim kayyımı tayin edilen en büyük malmemuru yerine vekâlet eden veya atanan kimse de bir karara gerek kalmadan o makama tayin edilmiş sayılır.

    C- MALVARLIĞININ YÖNETİMİ, YETKİ ve SORUMLULUK

    Yönetim kayyımı, yalnız malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. Yönetim kayyımının, bunun dışındaki işleri yapabilmesi vesayet makamının iznine bağlıdır. Aşağıdaki hallerde vesayet makamının izni gereklidir:

    1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir ayni hak kurulması,

    2. Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması,

    3. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri,

    4. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi,

    5. Acele hallerde kayyımın geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere dava açma, sulh olma,

    6. Borç ödemeden aciz beyanı.

    Yönetim kayyımlığına atanma kararının kesinleşmesi üzerine, yönetim kayyımı ile vesayet makamının görevlendireceği bir kişi tarafından vakit geçirilmeksizin yönetilecek malvarlığının defteri tutulur. Koşullar gerektirdiği takdirde denetim makamı, yönetim kayyımı ve vesayet makamının isteği üzerine vesayet altındaki kişinin malvarlığının resmi defterinin tutulmasına karar verebilir. Bu defter, mirastaki resmi defterin alacaklılara karşı doğurduğu sonuçları doğurur ve oradaki usul uyarınca tutulur[2].

    Yönetim kayyımı, vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır. Bu kapsamda, yönetim kayyımı tarafından vesayet altındaki kişinin malvarlığı, aşağıdaki esas ve usuller de dikkate alınarak yönetilir:

    i. Kıymetli evrak, değerli eşya, önemli belge ve benzerleri, malvarlığının yönetimi bakımından bir sakınca yoksa vesayet makamının gözetimi altında güvenli bir yere konulur.

    ii. Vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirirse değerli şeylerin dışındaki taşınırlar, vesayet makamının vereceği talimat uyarınca, açık artırma ile satılır. Hâkim, özel durumları, taşınırın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir. Vesayet altındaki kişinin kendisi veya ailesi için özel bir değer taşıdığına karar verilen şeyler, zorunluluk olmadıkça satılamaz.

    iii. Vesayet altındaki kişinin malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen milli bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir. Paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren yönetim kayyımı, faiz kaybını ödemekle yükümlüdür.

    iv. Yeteri kadar güven verici olmayan yatırımlar, güvenli yatırımlara dönüştürülür. Dönüştürme işleminin uygun zamanda ve vesayet altındaki kişinin menfaati gözetilerek yapılması gerekir.

    v. Vesayet altındaki kişinin malvarlığı içinde ticari, sınaî veya benzeri bir işletme varsa vesayet makamı, bunların işletilmesinin devamı veya tasfiyesi için gerekli talimatı verir.

    vi. Taşınmazların satışı, vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hallerde mümkündür. Satış, vesayet makamının bu iş için görevlendireceği bir kişi tarafından yönetim kayyımı da hazır olduğu halde açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir. Ancak denetim makamı, istisnai olarak özel durumları, taşınmazın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir.

    vii. Vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla yönetim kayyımı, vesayet altındaki kişinin malvarlığına ilişkin bütün hukuki işlemlerde, aynı kişiyi temsil eder. Kayyım tayin edilen malmemuru, Hazine avukatı bulunan yerlerdeki dava ve icra işlerinde vereceği yetki belgesi ile Hazine avukatı tarafından temsil olunur. Hazine avukatlarının bu kapsamda bakacakları dava ve icra takipleri nedeniyle lehlerine hükmolunup tahsil edilen vekâlet ücretleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesindeki limitin iki katını geçmemek üzere, ayrıca kendilerine ödenir[3] (10.000 x 0,051448[4] x 12 x 2 = 12.347,52.-YTL). Vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak ise yasaktır.

    Yönetim kayyımı, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının belirlediği tarihlerde ve her halde yılda bir defa hesabı onun incelemesine sunmakla yükümlüdür. Vesayet makamı, kayyımın belli dönemlerde vereceği rapor ve hesapları inceler; gerekli gördüğü hallerde bunların tamamlanması veya düzeltilmesini ister; rapor ve hesapları kabul veya reddeder; gerektiğinde vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak için uygun önlemleri alır.

    Kanunen gerektiği halde yönetim kayyımının yetkili vesayet dairelerinin iznini almadan yapmış olduğu işlemler, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir. Bu durumda, yönetim kayyımı vesayet makamı ya da makamlarının sonraki onamasıyla, vesayet altındaki kişi adına yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir. Yapılan işlem diğer tarafın belirlediği bir süre içerisinde, vesayet makamı/makamlarınca onanmazsa, diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur. Vesayet makamının/makamlarının onamadığı işlemlerde taraflardan her biri, verdiğini geri isteyebilir. Ancak yönetim kayyımı, sadece vesayet altındaki kişinin menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da vesayet altındaki kişi adına iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olduğu miktarla sorumludur. Yönetim kayyımı, vesayet altındaki kişi adına fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur.

    Yönetim kayyımı olarak atanan mahallin en büyük malmemurunun kayyımlığa ilişkin görev süresi, defterdar veya malmüdürü ya da bunların vekili olarak o il veya ilçedeki görevi sona erinceye kadar devam eder. Her bir yönetim kayyımı, kendi kayyımlık görevi sırasındaki işlem ve eylemlerinden sorumludur.

    Vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler, bu görevlerini yerine getirirlerken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Yönetim kayyımı, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur.

    Her ilgili, yönetim kayyımının eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.

    Mahallin en büyük malmemuru, yönetim kayyımlığı yetki ve görevlerinin bir bölümünü, sınırlarını yazılı olarak açıkça belirlemek şartıyla astlarına devredebilir. Yetki devri, yetki devreden yönetim kayyımının sorumluluğunu kaldırmaz.

    D- YÖNETİM GELİRLERİ

    3561 sayılı Kanunun 2. maddesinin 5. fıkrasına göre, kayyımlık hesabının geliri aşağıdaki kalemlerden oluşmaktadır:

    1. Taşınır ve taşınmaz mallar ile hakların yönetim gelirlerinin yüzde 35’i,

    2. Para, hisse senedi, tahvil ve benzeri menkul varlıkların yönetim gelirlerinin yüzde 5’i.

    Yönetim geliri olarak kesilen meblağ, kayyım tarafından bir bankada açılacak hesaba yatırılır. Hesapta toplanan paralar ise; kayyım ve yetki devrettiği görevliler, davalara katılacak Hazine avukatları, ihtiyaç hâlinde kurulacak kayyımlık bürosu görevlileri ile kayyımlık konusunda görevlendirilenlere verilecek ücret ödemeleri ve kayyımlık bürosunun diğer giderleri için kullanılır.

    Kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır.

    E- DEVLETİN SORUMLULUĞU

    Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi; yönetim kayyımına tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur. Zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder. Zararın doğmasına kusurları ile sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludurlar.

    Devletin vesayet dairelerinde görevli kişilere karşı rücu davasına bakmaya, vesayet dairelerinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesi yetkilidir. Vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür.

    F- KAYYIMLIĞIN SONA ERMESİ ve SONUÇLARI

    Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkmasıyla sona erer. Atamanın ilan edilmiş olması veya vesayet makamının gerekli görmesi hallerinde, kayyımlığın sona erdiği de ilan olunur.

    Görevi sona eren kayyım, yönetimle ilgili son raporu ve kesin hesabı vesayet makamına vermekle yükümlü olduğu gibi, malvarlığını yeni kayyıma teslim edilmek üzere hazır bulundurmak zorundadır. Son rapor ve kesin hesap belli zamanlarda verilen rapor ve hesaplar gibi vesayet makamı tarafından incelenir ve onaylanır.

    Son rapor ve kesin hesap onaylandıktan ve malvarlığı yeni yönetim kayyımına teslim edildikten sonra, vesayet makamı yönetim kayyımının görevinin sona erdiğine karar verir. Vesayet makamı, son rapor ve kesin hesabın onaylanması veya reddi konusundaki kararı ile birlikte kesin hesabı yeni yönetim kayyımına, tazminat davası açma hakkı bulunduğunu da belirtmek suretiyle tebliğ eder. Bu tebliğde yönetim kayyımının görevine son verildiği de belirtilir.

    Sorumlu yönetim kayyımına karşı açılacak tazminat davası kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Tazmin ettirilemeyen zararlar için Devlete karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi, zararın yönetim kayyımına tazmin ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından başlayarak bir yıldır. Vesayet dairelerinde görevli olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı genel hükümlere tabidir. Devletin rücu davası, rücu hakkının doğumunun üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

    Olağan zamanaşımı süresi işlemeye başlamadan önce zarar gören tarafından bilinmesi veya anlaşılması olanağı bulunmayan bir hesap yanlışlığına veya bir sorumluluk sebebine dayanan tazminat davası, hesap yanlışlığının veya sorumluluk sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılabilir. Vesayetten doğan tazminat davaları, her halde kesin hesabın tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

    Vesayet altındaki kişinin kayyım veya Devlete karşı alacakları imtiyazlı alacaktır.

    Yönetim kayyımı, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınır. Yönetim kayyımının görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa bile yönetim kayyımını görevden alabilir. Her ilgili, yönetim kayyımının görevden alınmasını isteyebilir. Görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir yoldan öğrenen vesayet makamı, yönetim kayyımını resen görevden almakla yükümlüdür.

    Vesayet makamı, ancak gerekli araştırmayı yaptıktan ve yönetim kayyımını dinledikten sonra onu görevden alabilir. Vesayet makamı, ağır olmayan hallerde yönetim kayyımını, görevden alınacağı konusunda uyarır.

    Gecikmesinde tehlike bulunan hallerde vesayet makamı, yönetim kayyımını geçici olarak işten el çektirip bir yönetim kayyımı atayabileceği gibi, gerekirse muhtemel zararı göz önünde bulundurarak yönetim kayyımının mallarına ihtiyati haciz koyabilir ve tutuklanmasını da isteyebilir.

    İlgililer, vesayet makamının kararlarına karşı, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler. Denetim makamı, gerektiğinde duruşma da yaparak bu itirazı kesin karara bağlar.

    Yukarıda açıklanan görevden alınma hallerinde, kimin yönetim kayyımı olacağı veya nasıl işlem yapılacağı sorularının cevapları ise 3561 sayılı Kanunda bulunmamaktadır.



    [2] Resmi defter, sulh mahkemesi tarafından düzenlenir; bu deftere terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle yazılır. Resmi defterin nasıl tutulacağı tüzükle düzenlenir (TMK/md. 620).

    [3] 657 sayılı Kanunun 146. maddesinin ilgili bölümü şu şekildedir: “… vekâlet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000… gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez”

    [4] 2008 yılının ikinci dönemi için geçerli olan aylık katsayıdır.

SİZLERDEN GELEN SORULAR

Merak ettiklerinizi bu bölümde sorabilir, daha önceden sorulmuş soruların cevaplarına ulaşabilirsiniz.

» Sorularınızı Göndermek İçin Tıklayınız
» Sıkça Sorulan Sorular İçin Tıklayınız

FOTO GALERİ